Mikrop tozda saklanır, fakat yaşama şansını, canlıda bulur. Onun için mikrobun, vücuda girmesi için çeşitli yollar arayacaktır.
Toz sayesinde canlıya ulaşmak isteyecektir. Canlıya tutunabilirse, hücreden içeriye girecek ve ondan yararlanacaktır. Bu durumdaki mikrop, gelişir ve süratle çoğalır. Böylece soyunu devam ettirirken, vücut hücrelerini sömürür.
Vücudun iliklerine kadar kanını emer…
Mikrop canlıya ulaşma adına çeşitli yollar dener. Tozun yanında, pis ortamlarda bunlardan biridir. Davetsiz konuk; solunum, sindirim ve deri sisteminden içeriye girer, hücrelere sızar ve böylece emeline ulaşır. Yalnız yabancı konuğun, emeline ulaşmaması için, onu tanıyan ve karşı taarruzu başlatan, güvenlik güçleri devreye girer.
Güvenlik güçleri; “bağışıklık sistemidir.” Bu sistem sayesinde, mikroplar parçalayıp atılır. Bağışıklık sistemi; dengeli beslenenlerde, düzenli yaşantısı olanlarda ve uykusuna dikkat edenlerde, daha güçlüdür.
Mikrop en küçük bir güvenlik boşluğunu değerlendirir. Örnek elini yıkamadan sofraya oturmuşsan, temizliğine dikkat etmezsen, canına minnet, hemen hücrelere saldırmaya çalışır. Güvenlik kuvvetleri, uykuda ise, mikrop, saldırıyı enerji kaynaklarına yapacaktır.
Bağışıklık sistemimiz, toparlanıp karşılık verirse, saldırıyı püskürtür. Bu esnada kişide ateş yükselir. Bu konuda kullandığın ilaçlar sisteme yardım için devreye girer. Vücuda giren yabancıya karşı tüm koldan yapılan saldırı ona soluk aldırmaz ve hastalık belirtisi ortadan kalkar.
Vücuda ulaşan mikrop, çeşitli etkiler ortaya çıkartır. Bu durumda kişinin sistemi savaşı kazanırsa, hastalık belirtisi görülmez. Bu durum bağışıklık sistemi güçlü olanlarda gerçekleşir. İlaç esas olmak üzere, bazı bitki özlü suların içilmesi de sisteme yardımcı olmaktadır.
Mikrop denediği yollarda, hiçbir etkinlik gösteremediği kişilerde bağışıklık sistemi güçlüdür. Güçlü olan kişiler genelde, spor yapan ve hareketli bir vücuda sahip olanlardır.
Vücuda alınan besin maddelerinin doğal ve taze olması, bağışıklığın güçlenmesine nedenidir. Katkı maddeli ve GDO’lu ürünler yememeye çalışmalıdır. Katkı maddeleri ve İsrail tohumundan üretilen; patates, mısır ve soya fasulyesi gibi ürünleri vücuda asla almamalıdır.
Bu günlerde mümkün olamayacağını duyuyor gibiyim.
Allah sonumuzu hayreylesin.
Hasan TANRIVERDİ