Sosyalizm ve komünizm, özünde hırslardan arınmış bir insan ve toplum hayal eder. Bireysel çıkarların yerini kolektif iyiliğe bırakmasını amaçlar. Kur’an ise daha genel ifadelerle, insanın nefsini terbiye etmesi ve adaletle hareket etmesi gerektiğini öğütler. Sosyalizm, yeryüzündeki ekonomik şartları merkeze alarak kapitalin nasıl bir sömürü aracı olduğunu açıkça ortaya koyarken, Kur’an bu sömürüye karşı ilahi bir perspektif sunar. Bu iki yaklaşım, farklı yollardan aynı ideale ulaşabilir mi?
Sosyalizm-komünizmde hedef, hırslardan arınmış insandır; bu, mülkiyet hırsının, bencilliğin ve açgözlülüğün ortadan kalktığı bir dünya demektir. Kur’an da insanın hırslarını dizginlemesini ister: “Nefsanî arzulara uyma, yoksa seni Allah yolundan saptırır” (Sad, 26). Ancak Kur’an, bunu daha genel bir çerçevede, Allah’a teslimiyet ve ahiret bilinciyle ele alır. Sosyalizmin maddi dünyadaki hırs eleştirisi, Kur’an’ın “Mal ve evlat hırsı sizi oyalamasın” (Münafikun, 9) uyarısıyla ruhani bir boyutta kesişir.
Sosyalizm, yeryüzü koşullarına ve ekonomik gerçeklere odaklanarak kapitalin sömürü aracı olduğunu anlatır. Servetin azınlığın elinde toplanması, emekçinin hakkının yenmesi, sosyalist düşüncenin temel mücadele alanıdır. Kur’an ise bu sömürüye doğrudan “kapitalizm” demese de, “Birbirinizin mallarını haksız yollarla yemeyin” (Nisa, 29) diyerek haksız kazanca ve adaletsizliğe karşı çıkar. “Onların mallarında yoksulun hakkı vardır” (Zariyat, 19) ayeti, servetin topluma dağıtılması gerektiğini söyler; bu, sosyalizmin kapital eleştirisine paralel bir duruş sunar.
Kur’an, daha genel ifadeler kullanarak evrensel bir ahlak ve adalet çerçevesi çizer. İnsanı hırstan arındırmayı bireysel bir yolculuk olarak görür ve bunu Allah’a kullukla bağlar. Sosyalizm ise somut bir şekilde, ekonomik sistemlerin nasıl hırsları beslediğini ve sömürüyü kurumsallaştırdığını analiz eder. Kur’an’ın “Ey iman edenler! Adaletle hükmedin” (Nisa, 135) çağrısı, sosyalizmin sınıfsız toplum idealine zemin hazırlayabilir; fakat Kur’an bunu dünyevi bir sistemden çok, ilahi bir düzenle ilişkilendirir.
Sosyalizm-komünizm, hırslardan arınmış insanı ekonomik ve toplumsal dönüşümle inşa etmeyi hedeflerken, Kur’an bunu insanın içsel dönüşümüyle ve Allah’ın emirleriyle mümkün kılar. Sosyalizm, kapitalin sömürü araçlarını deşifre eder; Kur’an ise sömürüyü haksızlık olarak damgalar ve paylaşımı emreder. Bu iki yaklaşım, biri maddi diğeri manevi düzlemde, adalet ve insanlığın kurtuluşu için farklı dillerle aynı ufka işaret edebilir.