Şehir içi minibüsteydim…
Tam arkamda ki koltuklarda oturan, orta yaşlarında tahmin ettiğim iki erkek, aralarında konuşuyorlardı. Sohetleri aynen şöyleydi:
“Şu sıralar kadınsız kaldım arkadaş.”
Diğeri kıkırdıyor:
” AA, neden bende çok, beşiyle çıkyorum. Sana birini önerebilirim…”
İster istemez kulak misafiri olduğum o sohbetin karakterlerine, içimde öfke baloncukları tek tek şişiyordu. İneceğim durağa daha yedi durak var. İçimden _ la havleler_ çekiyor, camdan dışarıyı seyrediyorum. Lakin iki gevşek ağızlının sohbetine kulak kapılarını kapatamıyorum: İlk konuşan adam diyor:
” Sende şeytan tüyü var belli, belli… Nasıl başarıyorsun beş kadını idare etmeyi?”
Diğeri;
” Ooo, sorduğun soruya bak! İnternette çok var. Sarışın, esmer, hangisi boştaysa onunla çıkıyorum. Genellikle evlilerle… Ayrılması kolay oluyor. Sorun yaşamadan şutu çekiyorum…”
” Paran çok galiba… Nasıl başarıyorsun?”
” Ne parası yahu! Elim cebime bile girmiyor. Onlar harcıyor azizim. Kimi İstanbul’dan, kimi İzmir’den geliyor. Hatta beni hediyelere boğuyorlar.”
Sohbet ne kadar çirkinleşiyordu. O dakika hemcinslerime nasıl sinirlerim geriliyordu, anlatamam.
Başımı arkaya doğru çevirip yüksek sesle onları uyarıyorum:
” Beyler, sizin özelinizi dinlemek zorunda değiliz. Kamu aracında etik olmayan sohbetinizi gidin başka yerde yapın…”
Onlar iki ağızdan bana tam laf çakıp yükleneceklerdi ki, diğer yolcular sözlerimin ardına düştüler.
” Hay ağzınıza sağlık hanımefendi…”
” Bayan haklı.”
“……….”
Durağımda iniyorum.
Düşüne düşüne evimin yolunu tutuyorum.
Toplumun ahlakı ne kadar bozulmuş?
Kadınlarımızın ar damarları çatlamış.
Aldatmalar, ihanetler ne çok artmış!
Çürümüşüz de haberimiz yeni oluyor.
“Erkektir yapar, ” diyen babalar,
“Ben yaşayamadım kızım yaşasın” diyen analar yüzünden ülkemizde namus ayaklarımızın altında sürünüyor…
Yazık…
Son sözü Fatih Sultan Mehmet söylesin mi?
Aklı öldürürsen, ahlak ölür.
Ahlak öldüğünde millet bölünür.
Kadıyı satın aldığın gün, adalet ölür.
Adaleti öldürdüğün gün devlet ölür.
.
Emine Pişiren/ Akçay