Sevgili okurlarım. 16 Mart, ülke tarihimizde yeri çok önemli olan, öğretmen okullarının kuruluş yıl dönümünün 177. yılı olması münasebetiyle, bu yazımı yazmış bulundum. Öğretmen yetiştirmenin ne denli önemli olduğunu bilmek açısından, tarihi geçmişimize bakmamız gerekmektedir.
Sevgili okurlarım, Osmanlı döneminde, 1938 yılına kadar, yanı çocukların “rüşt” yaşı dediğimiz erginlik yaşına kadar okuyabilmeleri için ortaokul düzeyinde üç yıllık Rüştiyeler açılmıştı. Çocuklar erginlik yaşına kadar bu okullarda öğrenim görmekteydiler. Ancak çocukların daha iyi eğitilip öğretilmesi için öğretmenlere ihtiyaç duyulmaktaydı. O dönemde Osmanlı Devleti Padişahı olan II. Mahmut bu ihtiyacın karşılanabilmesi için, 16 Mart 1848 tarihinde eğitim-öğretimi devam eden Rüştiyelerde görev yapmaları üzerine, öğretmen yetiştirmek üzere üç yıl süreli Darül Muallimin-i Rüşdi adını taşıyan bir okulun kurulmasını sağladı. Bu okuldan mezun olanlar, öğretmen olarak görev yapmaya başlamışlardır. Bu nedenledir ki, 16 Mart Gününün öğretmen okullarını kuruluş yıl dönümü olarak hatırlanması ve öğretmenler günü olarak kutlanması, önem arz etmektedir.
Sevgili okurlarım. Türkiye Cumhuriyeti dönemi içinde ise, ilkokul öğretmeni yetiştirmek üzere, 17 Nisan 1940 tarihli ve 3803 sayılı yasa ile 5 yıllık Köy Enstitüleri açıldı. Ne yazık ki bu okulda burjuvasının entrikaları sonucunda, 1954 tarihinde kapatılarak, 6 yıllık Öğretmen okullarına dönüştürüldü. 1975 yılında da öğretmen okulları temelli kapatıldı.
Sevgili okurlarım. 1973 yılında yürürlüğe giren 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanununun uygulamaya sokulmasıyla, öğretmenlerin yükseköğrenim görmeleri zorunluluğunu getirdi. İlkokullara Sınıf Öğretmeni yetiştirilmesi için 1974-1975 öğretim yılından itibaren İlköğretmen Okullarının bir kısmında iki yıllık Eğitim Enstitüleri açıldı. 1982 yılında yürürlüğe giren 41 sayılı Kanun Hükmündeki Kararname ile iki yıllık Eğitim Enstitüleri, Eğitim Yüksek Okuluna dönüştürülerek Eğitim Fakültelerine bağlandı. Eğitim Fakülteleri olmayan yerlerde de Rektörlüklere bağlandı. Eğitim Yüksek Okullarının süresi 1989-1990 öğretim yılından itibaren dört yıla çıkarıldı. Eğitim Yüksek Okullarının bazıları Eğitim Fakülteleriyle birleşti ve bu kurumlar “Sınıf Öğretmenliği Bölümüne” dönüştü. Rektörlüğe bağlı olan Eğitim Yüksek Okulları da Eğitim Fakültelerine dönüştürüldü. O gün bugün öğretmen yetiştirmeyle ilgili modellere özlem duyulmasına neden olundu.
Sevgili okurlarım. Eğer bu gün sosyal, ekonomik, demokratik sıkıntılarla karşıya kalmış isek, Laik ve çağdaş verileri esas alan, kültürel değerleri yüksek olan öğretmeleri yetiştiremediğimizdendir. Hâlbuki yetiştirilmesi gereken öğretmenler, çağın gereklerine uygun olarak yetiştirilmelidir. Yanı bu meslek erbapları çağdaş, laik ve demokrat hukuk ilkelerinin savunucusu olan nesillerin yetiştirilmesini sağlamış olsunlar. Kısacası öğretmenler, bu verilere dayalı olarak yetiştirilmelidir. Öğretmenlik ruhunun kazandırıldığı, 177.yıl önce açılan öğretmen okulunun öneminin anımsanması dileğimle, emekli bir öğretmen olarak tüm öğretmenlerimize sevgi ile saygılarımı sunuyorum.
Mürsel ADIGÜZEL
Eğitimci Yazar ve Şair