-Hocam Lübnan’daki bu telsiz ve çağrı cihazlarının bir anda patlatılması hususunda ne düşünüyorsunuz?
-Bana göre bu yapılan asimetrik siber saldırı, Üçüncü Dünya Harbi’nin fragmanı olsa gerek…
-Bizi etkiler mi?
-Bu işin uzmanları ne diyor; ‘Cep telefonları da dâhil her türlü akıllı elektronik cihaz, bluetooth, internet vb. bağlantılı yazılımlarla sabotajlara müsait olmasıyla bombaya dönüştürülebilecek tehlike arzediyor’ (Keza 5G ve 6G’ye geçildiğinde başka türlü ve daha büyük tehlikelerle karşı karşıya kalabiliriz. Gökyüzündeki toplam uydu sayısı 9 bin iken Pandemi döneminde sessiz sedasız uçurulan 76 bin uydu birer silah olabilir. Belki de bugün yaşanan bu patlamalar bunun etkisi veya testi olabilir.)
-Peki bunun ucu nereye varır hocam?
– Einstein ne demişti; “Üçüncü Dünya Savaşı’nda hangi silahların kullanılacağını bilmiyorum ama Dördüncü Dünya Savaşı taş ve sopalarla olacak!”
Yani biz bunu nasıl yorumluyoruz; bu asimetrik siber saldırılar ve nükleer silahlarla insanoğlunun yüzde doksanı Üçüncü Dünya Harbiyle yok edilecek.
Bitmedi; Küresel Gücün nihai hedefi, korkutulup sindirilen insanlara, teknolojinin son haliyle beyinlere ‘çip’ takıp bir merkezden yönlendirecekler ve dahi gerekirse o çipleri hackleyerek yok edecekler!..
‘Telefona patlayıcı yerleştiren insanlık düşmanı, yediğin içtiğin ürünlere neler katar hiç düşündün mü?’
Önceki makalelerimizde, ‘Tek Merkezli Dünya Devleti kurmak isteyen Küresel Elit Sermaye Gücü’ (CFR, Bildelberg, Trilateral, https://ankaenstitusu.com/kuresel-guc-eliti/ ) dediğimizde bazıları ne diyordu, “Komplo teorisi!” değil mi? Şimdi anladınız mı, Lübnan’da bir anda binlerce insanın elindeki çağrı cihazının ve telsizlerin bombaya dönüştürülüp gönderilen bir mesajla da infilak ettirilmesiyle… bizim de elimizde ki cep telefonlarının bir şekilde patlatılabileceğini…
İşte o ‘Küresel Elit Gücün’ yine hedeflerinden biri neydi; 8 milyar olan dünya nüfusunu 500 milyona düşürmek! Bunu ilk neyle denediler, Covit 19’la, şimdi ise siz de kanaat getirmiş olmalısınız ki, herkesin elinde bir cep telefonu olduğuna göre, siber bir saldırı veya yüksek frekansla o cep telefonlarının bir bombaya dönüşebileceği…
Birinci Dünya Harbi ne için çıkarmışlardı; İtraile Ortadoğu’da yer açmak için, Osmanlı’yı yıkarak bunu yaptılar. İkinci Dünya Harbi ne için çıkardılar; yine İtraili devletleştirmek için. Ya şimdi Üçüncü Dünya Harbini ne için çıkartacaklar İtrailin Arz-ı Mev’ud (Vadedilmiş Topraklar) sınırlarına ulaşarak dünyayı yönetmesi için…
Dünden beri, dünyanın iki süper gücünden biri olan Rusya’nın başına Ukrayna’yı sararak onu meşgul ediyorlar, Bugünden yarına dünyaya asimetrik korku salıyorlar…
Dolayısıyla içinden geçtiğimiz bu Cinnet Çağda yaşanan hezeyanlar, hatta masum gibi gözüken teknolojiler, Küresellerin kurguladığı planı aşama aşama devreye sokmamasına sebeptir.
Bir düşünün, (Hani Kur’an da en çok vurgulandığı gibi ‘Akletmez misiniz!’)
Bu yüzyılda interneti icat edip hayatımızı yeni bir aşamaya soktular; ‘Google’ vb. sitelerden bedavadan aramaları yapıyorsunuz, değil mi?
Yine ‘Akıllı Cep telefonu’ ürettiler, bedavadan uygulamaları indiriyorsunuz, değil mi?
Ve ‘Yapay Zeka!..
Sizce bu kadar önemli icatları neden bedava kullandırıyorlar?
Yanılıyorsunuz, ‘bedava(!)’ diye bir şey yok Küreselcilerin hesabında. Hatta bir verip bin alıyorlar!
Nasıl mı? Sadece bu iki örneği özetleyelim; ‘Google’ aramalarınızla sizin düşünsel eylemlerinizi takip ediyorlar, cep telefonları ile de yine sizin fiziki ve davranışsal hareketlerinizi kaydediyorlar. Yapay Zeka ile de fikirsel eylemlerinizi anlayıp sizi kendi doğruları esaretinde yönlendirme yapıyorlar…
Sonuç; bu takipleri sonucu yeni yöntemlerle aşama aşama hedeflerine ulaşmanın hesabı içindeler.
Şunu da vurgulamak lazım, bizimkiler “İnşallah, Maşallah…” larla günü kurtarırken, o ceberut insanlar akşam sabah harıl harıl çalışıp teknolojilerini geliştiriyorlar ve bugünden 10-15 yıl ilerisinin teknolojisini keşfederek…
Şu günlerde 80 yaşına basan Ustalar Ustası İsmet Özel’in şu sözü ile noktayı koyalım; “Bir Yahudi’nin dünyanın her yerinde rahat yaşaması için gerekli şartlara insan hakları deriz…”