Mısır ‘ın seçilmiş ilk ve şimdilik tek Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi darbeci yönetimin uyduruk mahkemelerindeki son duruşmada şehit oldu.
Tam 6 yıldır tutukluydu ve uydurma suçlamalarla idama mahkum edilmişti.
Tutuklu kaldığı dönemde maddi ve manevi işkence gördüğü, tedavi edilmesine izin verilmediği ve çıkarıldığı sözde mahkemelerde kendisine söz hakkı bile verilmediği bilinen gerçekler. Ancak yavaş yavaş zehirlendiğini bir önceki duruşmasındaki ifadelerinden, kalp krizi geçirerek şehit olduğu son duruşmada yerde bekletildiğini ve ilk yardım için müdahale edilmesine izin verilmediğini ise Abdullah el Haddad ‘dan öğrenince zulmün hangi boyutlarda olduğunu da gördük.
Muhammed Mursi için işkence, zulüm ve haksızlığa maruz kalmaktan daha üzücü olan Mısır ‘da demokrasi için ortaya çıkan umudun darbeci Sisi eliyle söndürülmeye çalışılması ve maalesef bunun için binlerce insanın öldürülmüş olmasıydı.
Kendisi bedel ödemeye hazırdı çünkü Mısır’ın çehresini değiştirmek ve yaklaşık 200 yıldır başkalarının emrinde olan Mısır’ı bağımsızlığa kavuşturmak istiyordu fakat halkının zarar görmemesi için gerekeni yapmaktan da kaçınmıyordu. Bu nedenledir ki, sermayedarların ve askerlerin muhalefeti kışkırtması sonucu başlayan gösteriler ve şiddet olaylarını bahane ederek darbe tehdidinde bulunan Sisi ‘nin verdiği sürenin sonunda askeriyenin darbe yapmaması şartıyla görevi bırakmayı kabul ettiğini söylemişti. Ne var ki Sisi ‘nin derdi demokrasi değil efendilerinin emirlerini yerine getirmekti ve daha birkaç saat bile geçmeden darbeyi başlatmıştı.
Mursi İslam dünyasında hemen hemen tüm Müslümanların gönlünde yerini aldı.
Sisi ise Müslümanların dillerinde Mısır’ın yeni Firavunu unvanını kazanmış oldu. Sonuçta tıynetini belli etmiş, sadece sırtından vurduğu Cumhurbaşkanını değil tüm Müslüman Kardeşler teşkilatını ortadan kaldırmak için efendilerinin hazırladığı planı uygulamaya başlamıştı.
Giriştiği iş kendi başına cesaret edebileceği ve başarabileceği bir iş değildi. Arkasında Batı ve Körfezin kukla emir ve krallarından bazıları vardı.
Paganist Yunan-Latin kültürünün üzerine inşa edilmiş olan Batı medeniyeti artık kimseyi kandırabilecek maskelere sahip değil ya da maskeye gerek görmüyor.
İkiyüzlülüğünü açık açık ortaya koyan Batı, Sisi ‘nin darbesine de icraatlarına da destek verdi. Bunun nedeni çok ancak en önemli üç sebep 200 yıla yakın sömürdükleri bir ülkeyi ellerinden kaçırmamak, Türkiye ve Mısır ‘ın yakınlaşmasını önlemek ve Mursi’nin Cumhurbaşkanı olmasıyla birlikte Türkiye dışında Filistin ‘e destek veren ikinci bir gücün ortaya çıkmasını engellemekti.
Batının hedefi belli…
Mısır’daki senaryo eşzamanlı olarak Gezi tezgahıyla birlikte Türkiye ‘de de sahneye konmuş ancak başarısızlığa uğramıştı.
Türkiye ‘de başka oyunları denemeye devam ediyorlar elbette…
Ne yaparlarsa yapsınlar tüm kırılganlıklara rağmen Türkiye ‘de istediklerini elde edemeyeceklerdir. Özellikle 15 Temmuz 2016 ‘dan beri Türkiye ‘de bambaşka bir atmosfer var ve bu atmosferi Batı kültürünün kavraması ve çözmesi mümkün değil.
Şimdilik başarı elde ettikleri Mısır ‘da çağdaş Firavun Sisi eliyle hemen planlarının meyvelerini toplamaya başladılar.
Sisi sadece İsrail için Nil üzerinde baraj yapılması, İsrail ‘den doğalgaz satın alınması gibi Mısır ‘ın kaynaklarının İsrail ve Batı ‘ya peşkeş çekildiği adımlar atmadı, Mısır ‘ı hızla eski çizgisine taşımaya hatta daha kötü bir noktaya götürmeye başladı.
Bu kapsamda Gazze sınırını kapatarak ve İsrail ‘in saldırılarına tepki vermeyerek hatta dolaylı destek vererek Filistin ‘e sırtını döndü. Filistin ‘e ihanet konusunda BAE, S.Arabistan ve ABD finansörlüğü ve kılavuzluğunda daha ileri gideceğe benziyor.
Çıkar, hırs veya dünya menfaati uğruna ülkesini satan hainler tarih boyunca olmuştur; Sisi ne bunların ilki ne de sonuncusu. Ne var ki Sisi Mısır gibi önemli bir ülkeyi satışa çıkarmıştır. Bu, başta Filistin ve Ortadoğu olmak üzere tüm İslam dünyasını etkileyebilecek bir gelişmedir.
Her kukla gibi Sisi de şu andaki sahte gücünün parıltısına aldanan, yarın kullanılıp çöpe atılacağını düşünemeyen geçici bir zalimdir ve Mısır için bir imtihandır. Asıl unutulmaması gerekenler Sisi ve benzerlerinin efendileridir.
Hz. Musa zamanında Firavun ‘un iddiası ilahlıktı; oyunu ve iddiası Sisi gibilere göre çok daha büyüktü. Kızıldeniz ‘de boğulmaktan kurtulamadı…
Sisi ‘ye sadece bir hatırlatma yeterli olmalıdır aslında. Kızıldeniz çok mu uzak ki zulümde sınır tanımıyor ve İsrail ‘in uşaklığını yapıyor?
Dün Firavun ‘un orijinal’i nasıl Kızıldeniz ‘de boğulduysa bugün de sahte veya kopya Firavunlar mazlumların kanından ve ahından oluşan Kızıldeniz’de boğulacaktır. Buna Sisi de dahil..